0216 325 29 31       info@ardacocukevi.com
Kayıt   |   Beslenme   |   Servis
Etkinliklerimiz
Kendine Yetme

Her anne babanın temel kaygısı “bizden sonra” dır. Burada dikkatleri hep özel çocuğun  kendine yetebilme ,  kendini ifade edebilme en azından gelecekte yaşamına eşlik etmesi gereken yakınlarının gözetimi altında yaşayabilmesi en temel hedeftir.

Bizim hedefimiz ise, yine çocuğa bağlı olarak kendini geliştirme , akademik yeti kazanma ve mümkün ise beceri geliştirir ve üretir hale gelmesini sağlamaktır.

Kozaköy’de yaş kısıtı olmadığından, her yaş ve aile içi durumlar önceliğinde

aile /çocuk için çeşitli çalışmalar planlanmakta.

Bugün kahvaltısını annesi ile birlikte hazırlayan kızlarımız, bulaşık ve çamaşır makinesini kullanır ve yerleştirir hale gelen oğullarımız ve yardımcı bahçıvan ve ev işlerine yardım edebilecek delikanlılarımız vardır.

Duyu Bütünleme

1920’ler de Rudolf STEINER ile klasik 5 duyu  yerini 12 duyu organına çoktan bırakmış durumdaydı…

Ama uzun süre, ve halen bir çoğumuz için  , beş duyu denilince ; işitme, görme, koku alma, tat alma ve dokunma duyuları diye bilinen ile sınırlı.

Oysa ki, ülkemizde de  artık uluslararası bir çok eğitsel yaklaşımlara eğilim ile dünyaya farklı pencerelerden bakabilmekteyiz.

Bu çerçevede, duyularımızın zenginleştiğini ve neler olduğunu bilerek çocuklarımıza yaklaşmaktayız.

Mesela, denge duyusu ve insanın içine yönelik duyu organlarından bahsedebiliriz. Alışılagelen duyulardan bahsedince insanın duyularının bir bölümüne erişilmiş olacağız, oysa ki on iki duyuya hakim olunduğunda insana bütünde bakmış olacağız.

Rudolf  Steiner’ e göre, duyularımızı sıraladığımızda “ben duyusu, düşünce duyusu, sözcük duyusu, işitme duyusu, ısı duyusu, görme duyusu, tat duyusu, koku alma duyusu, dokunma duyusu, denge duyusu, devinim duyusu ve yaşama duyusu”  olarak on iki duyuyu saymış olmaktayız. Gerçi bunların hepsinin hayatımızda karşılığı olmakla beraber biz duyularımız diye bakmayıp hayatın içinde önümüze doğal çıkışlar diye bakıyoruz…

Hislerimiz, yaşama duygumuz, dengemiz “ben” olma hallerimiz aslında bildiklerimiz.

İşte biz  Kozaköy olarak, “özel çocuklarımıza” bu ayrıntıda ama “doğallıkla”  baktığımızdan ve davrandığımızdan dolayı  bir çok şeyin kendiliğindenmiş  gibi yerini bütünlük için almasını sağlıyoruz. 

Yaşanmış örneklerimiz,  bu  duyularla ve bu duyuları  harekete geçiren davranışsal  yaklaşımlarımızdan oluşmakta…  

Biz hayata bir parça da mistik bakmaktayız…Birlikte “iyi olma halleri” bizim esin kaynağımız.

Takıntılar

Takıntısız insan var mı?...Yetişkinlerin takıntısı obsesiflik iken ve problem düzeyde değil ise espri konusu olan “TAKINTI “ halleri özel çocuklar için ciddi sorun oluşturmakta. Fakat gördüğümüz bir şey var ki, masum olmakla ve konuşulduğunda mutlak bir savunusu olmakla beraber aileler de de takıntılar gözlemlemekteyiz.

Kozaköy anlayışı için, hedef yaklaşım, takıntıları iyi tanımlayarak vazgeçirmeye dönük davranışsal çalışmalar kadar beceriye dönüştürmek .

Titizlik ile beceri arasında kalan haller çocuklarımızın yaşı büyüdükçe yaşamsal beceri odaklı gelişime esin kaynağı olabilir..

Akademik çalışmalara katılan çocuklar için okullarda ki eğitimciler bu yönlerini besleyerek gelişmeler sağlayabilirler…Biz var olan sistemde hangi tür merkeze ve eğitim kurumuna giderse gitsin “ aile ve çocuk iletişimi arasına eğitimci ilişkisini”  de koyarak işbirliği için de olmayı benimsiyoruz.

Örneğin, sıkılmadan odaklandıkları bir şey de sayısal ve zaman sorunu yaşamayan çocuklarımız için, mozaik çalışması, dokuma ,yüzme, enstrüman çalma gibi yeteneğe dönebilir..

Fakat çocuğun özelliklerine ,zamana ve aileye bağlı gelişecek dinamiklerdir.